0

İlk bakışta Çinliymiş gibi görünüyor ama değil. Daha doğrusu Çinli ama Han ırkından değil. Koreli hem de kuzeyinden. Böylece son bir hafta içinde Kuzey Kore ile bu ikinci yakınlaşmam oldu. İlki Kuzey Kore’den resim getiren ve satan bir Çinliydi. Kuzey Kore resimlerini daha çok Batılılar hatta ilginçtir ABD’liler satın alıyormuş. Ona “umarım günün birinde resim almaya gitmek istemezsin, beni gönderirsin ben almaya giderim” dedim. Böylesi kapalı kutu yerler bana dünyanın en güzel yerinden daha çekici gelir. Orada ABD’de ve Çin’de ders veren Japon biriyle de tanıştım. Profesörün Kuzey Kore ile ilişkisi de çok iyi. Japonya, Çin, Kuzey Kore, ABD arasında mekik dokuyor. Kuzey Kore’de rahatlıkla gezebiliyor ve orada istediği gibi fotoğraf da çekebiliyormuş. İlginç şeyler anlattı. Ben şöyle bir bakmak için galeriye girmiştim ama içeriye girince 2 saat kadar konuştuk. Ben Kuzey Kore’yi eleştirmeden önce batının demokrasi adı altında yaptığı ikiyüzlülüğün eleştirilmesi gerektiğini savundum. O ise bu bakış açımdan pek hoşlanmadı. Konuşmanın sonunda kendisinden bir kartvizit istedim ama vermekten kaçındı. Hmmm… … devamı!
0

Han Şüe Mei (Han Xue Mei) bir olimpiyat gönüllüsü. Pekin’e komşu Hıbei (Hebei) eyaletinden. Onunla kafamın tasının atık olduğu bir zaman sonrasında karşılaştık. Neyse ki güler yüzlü ve zeki biri. Onunla iletişim hızlı ilerleyince kafamın atık olan tarafı kısa sürede yerine oturdu. Kafamı attıran ise diğer olimpiyat gönüllülerinin yorgunluklarını bana yansıtmalarından ötürüydü: Şu olimpiyatların satılan son biletleri almak için akşamdan kuyruğa girenleri gidip haber yapayım dedim. Vay sen misin haber yapan? Üç beş gönüllüyü hacamat edecektim, hakikaten yırttılar… … devamı!
2

Çay ustası! Çin’de ilk kez iki yıl çay eğitimi aldığını duyunca bırakmadım! Daha önce 3 ay, 6 ay eğitim alanları duymuştum ama “iki yıl” beni gerçekten şaşırttı. Daha da şaşırtan şu: Haliyle 2 yıl eğitim deyince çayın ekiminden, büyümesinden, toplamasından tut da çay seremonisine kadar her şeyi biliyordur sandım ama öyle değilmiş işte! Çayın ekiminden, toplanmasından vs hiç anlamıyor. Demek ki Çin’de ayrıca çay ziraat okulu da var! Yie Çın (Ye Chen) 2 yıl boyunca, “çay servisi nasıl yapılır”, “çay takımları nedir ve ne nedir”, “çay içerken ne türden müzikler dinlenir”den başka, Hulusı, Guucın, Diizı adlı üç klasik Çin müziği enstrümanını çalmasını, dans etmesini ve şarkı söylemesini de öğrenmiş. Bu dansın elbette göbek dansı gibi bir şey olmadığını söylememe bilmem gerek var mı! Yukarıda saydıklarımın tümü çay ile ilgili. Ve 2 yıllık bu çay eğitimi sadece işin şov tarafıyla ilgili olanı. İşte size bu örnek bile Çin’de çayın ne denli derin bir kültür olduğunu göstermeye yetmeli… Peki, bunları biliyor muydunuz; “ülkemizde içilen çayın Çin’den geldiğini”, “çay sözcüğünün Çince olduğunu” ve bizim de deliler gibi içtiğimiz (ne de olsa Asyalıyız) “çayın ülkemizdeki tarihî geçmişinin aslında henüz 80 yıllık olduğunu?” Yaaa! … devamı!
2

Adı Şüü Çun Hua (Xu Chun Hua). Yukarıda, Çince adını yazdığım yerin yanındaki internet adresiyse Hua’nın kurduğu sitenin adı. Site bir tür facebook. Hua bu siteyi Alman ortağıyla açtı. İşte ben de sitenin reklamını yapmış oldum. Siteye girip kaydolun ve ilk kaydolan Türklerden olun, yaşadınız! Yo, ben bunun karşılığında komisyon falan almayacağım. Amaç vatandaşlarıma hizmet olsun, daha ne yapayım! İnanıyorum ki sizlerin aboneliklerinden sonra bu sitenin Almanca, Çince ve İngilizce versiyonundan sonra mecburen Türkçe versiyonu da kurulacak. … devamı!
1

İtalyan. İşte, o da yıllarca yaşadıktan sonra Çin’den gidenlerden biri oldu. Hep böyle böyle azalıyoruz. Birileri geliyor, tam alışıyorsun, dost oluyorsun, hadiii kalkıp gidiyor. Vincenzo da gitti işte. Onu çevreme hep benden çok daha kibar, benden çok daha efendi, benden çok daha iyi bir insan olarak lanse ettim. Tamam, belki ben öyle birisi değilim ama izninizle kendimi bari burada biraz öveyim, nihayetinde benim sayfam ve dikkat ederseniz o övmeyi de dolaylı yoldan yapıyorum… … devamı!
0

Sokak berberi amca Pekinli. Ben ona doğru yürüyerek yaklaştığım sıra onun sandalyesine bir müşteri oturdu. “Merhaba” deyip fotoğraflarını çektim. Sonra yürüdüm ilerilere gittim ve geri döndüm. Baktım bu sefer tam önümde yürüyen adam da gitti berber amcaya müşteri oldu. Hemen yanına gidip “bak iyi adamım ben, biraz önce sana gelirken bir müşteri geldi. Şimdi gelirken yeni bir müşteri daha geldi” deyince “evet evet çok haklısın” dedi. Sonra düşündüm kendime de bir iş yeri açsam acaba böyle müşteri dolar mı? Hep denir ya ben de diyeyim; bir boş dükkâna girerim, arkamdan insanlar içeriye doluşurlar! Neyse, ben bir yer açacak sermaye bulamam nasılsa, açsam da beceremem, gidip bir Çin piyangosu alayım. … devamı!
0

Adı Liang Cuu Zı (Liang Zhu Zi). Çin’in Miao etnik milliyetinden. Çin’de etnik milliyet lafını kullanmak pek popüler. Eee, Çinliler, Batılıların bu “etnik milliyet” lafını suiistimal etmelerine asla izin vermiyorlar. Görüldüğü üzere, güçlü ve bağımsız ülke demek işte biraz da böyle oluyor. … devamı!
0

Adı Şın Cing Ting (Shen Jing Ting). Türkiye’de olsa Kayserili derdik. Daha öğrencilik yıllarından adam olacağı belliydi. Bilgisayardan satışa başlamıştı. Bilgisayar oyunlarını Pekin’den alıp başka eyaletlerde yaşayan meraklı gençlere satıyordu. “Nasıl sana güveniyorlar?” demiştim. “Biri diğerine referans oluyor, o da yetiyor” demişti. … devamı!
0

Adı Vei Şiao Fan (Wei Xiao Fan). Özgeçmişini bir ara vermişti ama bilgisayarın bir yerlerinde, bulamadım. Nihayetinde gerek yok; 27 yaşında ve iyi bir eğitim almış durumda. Onu, geçen yıl Trinidad ve Tobago Büyükelçiliğinin Çin’de açılması nedeniyle verilen kokteylden tanıyorum. Halkla İlişkiler ajansının bir çalışanı olarak bu kokteyl işini üstlenmiş. Gayet profesyonel bir etkinlikti; yedik, içtik, eğlendik! Trinidadlı güzel melezlerin danslarıyla ortalık daha da şenlendi. Bilen bilir, onların vurmalı çalgıları ilginçtir. Gösteri bittikten sonra yanlarına gidip şu meşhur bildiğimiz bidondan yapma enstrümanlarına bir-iki vurayım bakayım istedim. Fan da o zaman geldi. O da amatör bir grupta bateri çalıyormuş ve bu vurmalılar onun da ilgisini çekmiş. E, sanat kucaklar! O zaman hatırlarım, Trinidadlı sanatçılar da güzel Fan’ı, beni kucakladıklarından daha fazla kucaklamak istemişlerdi ama o izin vermemişti!
0

Adı Luu Cıng (Lu Zheng). 1983 doğumlu. Doğduğu yılı “domuz yılı” diye salladım tuttu. O domuz yılında doğmuş olmaktan memnun. Pekinli. … devamı!