‘Çin'den ne öğrenebiliriz?’ Kategori

0

Çin’in (istemeden) hediyesi: BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon… (ya da Türkler hiçbir şey yapamıyorlarsa “Ban Ki-moon istifa etsin kampanyası” -hadi facebook’a- başlatsınlar)

Benim de çorbada bir tuzum olsun. Davos’a çalakaşık dalayım:

Türkiye televizyonlarını internetten izlemek kolay değil, basından okuyoruz ama o da bir yere kadar. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Davos’taki tartışmada Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa’ya çektiği hareket az konuşuldu, konuşulduysa bile arka planına değinilemedi. Olayı anımsatayım: Amr Musa, Tayyip Erdoğan giderken heyecanla iki eliyle Erdoğan’ın elini sıkmış, sonrasındaki saniyelerde “acaba ben de mi şu ortamı terk edip gitsem” şeklinde tereddütte kalmış ama Ban Ki-moon bir el hareketiyle Musa’ya koltuğu gösterip oturmasını istemiştir. Belki o an, tarafsız olması gereken o “Ban adam” tarafsız kalsa, Amr Musa’ya dokunmasa, belki de Amr Musa da orayı terk edecek ve dünya şu an başka bir merhaleye girecekti.

Zaten şu BM’yi oldum olası sevmem. BM kısaca, hiç bir işe yaramayan ABD’nin kucağına oturmuş kukla bir örgüttür. Her ülkeden paraları alır yer ve ama ilginçtir BM’ye en çok borcu olan ülkelerden biri ABD’dir (bilemiyorum belki şimdi azalmıştır). Arada bir birileri çıkıp, “aaa BM iyidir, şunu şunu yaptı, Moon zaten sembolik başkandır, ondan fazla bir şey beklemeyin” şeklinde saçmalıklar duyarsanız da bu lafların, o kişinin saf ya da cahil bıraktırılmış olduğuna delalet olduğunu belirtmeliyim. ABD, merkez binasının New York’ta olmasından dolayı zaten kucağına oturtmuş olduğu bu kurumu istediği gibi kullanırken, işlerini de kendi parasıyla değil de sömürdüğü diğer ülkelerinin parasıyla yapmaktadır; yani ABD kendi hesabına göre akıllıdır! Beri yandan insanlar da BM’nin artık ne menem bir kurum olduğunu iyice anlamaya başladılar.

Bu Ban Ki-moon denen adam seçildikten sonra Saddam Hüseyin’in idamıyla ilgili olarak “idam her ülkenin kendi vereceği bir karardır” diyerek harbi ABD’ci bir politikası olduğunu ve BM’nin de ne işe yaradığı bizlere bir daha göstermiştir. Beri yandan bu Ban adam, İsrail’in son Gazze bombalamasında “İsrail’in Birleşmiş Milletler birimlerini bombalaması karşısında infial halindeyim” diyerek mizahçıların sınırlarını bile postmodern bir şekilde de zorlamıştır. Bunlardan başka bir süre önce de “İsrail’in Gazze’yi vurması ve ölü sayısı tahammül sınırını aştı” demiştir ki ben gazeteci olarak adamı Çin’de izleyebilsem kesinlikle sorardım; “acaba sizin tahammül sınırınız kaç ölüdür?” “Ban adam”ın katledilecek insan sayısında demek ki bir sınırı var; bu da böyle bir BM başkanı işte!.. Bu BM başkanın ipliğini pazara çıkarmak için o kadar neden var ki yaz yaz bitmez. Ancak Ban’ın o irreti edici İngilizce konuşması yok mu, işte o beni deli ediyor. Mecbur musun İngilizce konuşmaya, Korece konuşsana! Yok, o ruhunu ABD’ye satmış ve çok büyük olasılıkla da o zamandan beri çekik gözlü olarak doğmuş olduğuna utanıyordur. (Nasıl aşağılıyorum ama…)

İşte, bu Ban beyi seçtiren en önemli güç ne yazık ki Çin oldu. Çin yıllardan beri BM Genel Sekreterliği için “yeter artık, BM Genel Sekreteri bu sefer de Asya’dan olsun” diyerek herkesin başının etini yedi. Kuralları bilemiyorum ancak muhtemelen BM Daimî üyesi beş ülkenin vatandaşları BM Genel Sekreteri olamıyordur. Yani Çin istese bile muhtemelen Çinli biri BM Genel Sekreteri olamayacaktı. Ancak Çin’in “illa ki Asyalı olsun” diye diretmesinde ne vardı ki? Yani ve kısaca, Çin BM’nin başına böyle Amerikancı bir kişiyi getirmek için mi yıllardan beri kulis yaptı? Yazık olmadı mı onca emeğe? Ban Ki-moon denen ve Moon tarikatı üyesi olduğu iddia edilen bu kişi gelse ne olur gelmese ne olur. Çin bıraksaydı da keşke başka biri geleydi BM’nin başına. Al işte, bu Ban denen adam yüzünü her zaman gösteriyor, yine gösterdi ve Amr Musa’ya “otur yerine” işareti yaptı; nasıl da kendisine verilen görevi layığıyla yerine getiriyor ama. Nerede bunun “Asyalığı”?

Çin’in dış politikası çoğu zaman işte böylesine üstünkörüdür. Halbuki vur yumruğunu masaya yap lobiciliğini, yap kapı arkası görüşmelerini, yap kulisini seçtirt istediğin kişiyi. Seçtiremezsen bile o yolda olduğunu bilsinler. Al işte Asyalı dedin, bir Amerikalıyı seçtirdin. Oldu mu ya! Çin’in Asyalı olsun diye bastırdığında, Ban’dan başka Litvanya hariç tüm adaylar Asya’dandı ve toplam Asyalı aday sayısı 6′ydı. Ama sonuç: Al işte ABD’li ve Moon tarikatından biri. Halbuki Çin o zaman Asyalı diye direteceği yere içeriği bugünlerde çok daha anlamlı olmaya başlayan “Avrasyalı” biri olsun diye diretseydi, şimdi her şey farklı olurdu.

Avrasyalılığın coğrafî değil de siyasî bir terim olmaya başladığını anlayan, diğerlerinden çok adım önde olacaktır.

Bu birinci dersti. Gelelim ikinci derse:

O Davos tartışmasında fırtınanın koptuğu yerdeki insanların milliyetlerine bakalım. İsrail, Türkiye, Mısır, Kore ve bunların yanında olmazsa olmaz olan jandarma ABD. Yani ülkeler Avrasya’dan. Davos olayı, dünyanın geleceğinin artık Atlantik’ten Pasifik’e kaydığı yerde yani Avrasya’da gerçekleşmiştir; hem de coğrafî olarak Davos’un batının tam da ortasında olmasına rağmen. Bu fırtına normaldir ve daha çok fırtınalar kopacaktır. Erdoğan’ın yaptığı hareketin şusu busu çok konuşuldu ve konuşulacak. Ancak öyle ya da böyle çektiği hareketle herkesin taktirini kazandı. Doğruya doğru!

Bundan sonra rüzgârı Avrasya’dan esiren kazanacak. Batıdan estirenlerin miadı dolmuştur. Artık insanların son kullanma tarihine dikkat edilecektir. Bu da ders ikiydi…

1

Türkiye’den profesyonel fotoğrafçılar, Çin’de artık bana danışacaksınız

fengniao-007

Çağırıyorlar gidiyoruz. Temsil yeteneğimiz mi var ki çağırıyorlar? Bilemem! Ama gidiyoruz işte. Zorlama yok, işin içinde çıkar yok, “gelse de şundan üç kuruş da biz kapsak ve hatta gerekirse paylaşsak” diyen yok! Zaten en güzel tarafı da bu; işin içinde çıkar yoksa ve çağırılıyorsanız, işte o zaman temsil ediyorsunuz demektir. Büzüğü olan bunu yapar! Şu ülkede altı yıldır ne bedeller ödedik ve hâlâ ödüyoruz, bari böyle karşılığını alalım… Hem gittim, içim de açıldı. İşte yukarıdaki fotoğrafta profesyonel fotoğraflar için modellik yapan güzel Çinli kızların belli başlıları.

fengniao-017

Burada Çin’in en büyük fotoğraf kulübünün 2009 yılını karşılamak için yaptığı etkinlik var. Ancak görüyorsunuz bir de göbek dansı var ve göbek dansını fotoğraflayan fotoğrafçılar da var. Ortamda benim gibi bir Türk olur da orada göbek dansı olmaz mı? Ancak göbek dansında bir Türk müziği koyduramadık, Arap müziği çaldı. Olsundu, bizler enternasyonalist insanlarız, Rus müziği de çalabilirdi nitekim! Göbek dansını yapan da bir profesyonel model. Hatta bence o modellerin içindeki en güzel kızı seçmişler. Onu da uzun zamandan beri tanıyorum. Bana bu dansa iki gün önceden hazırlandığını söyledi. Vallahi videoya çektim, haber yapıp Türkiye’ye de gönderiyorum. İki günde öğrenilen bu dans gerçekten başarılıydı, iyi de alkış aldı… İnanın, Çinli fotoğraf sanatçıları bu dansöz gösterisine hiçbir sahne gösterisi kadar ilgi göstermediler. Hatta sadece bu göbek dansı yapıldığı sırada baloncuklar sahneye üfürüldü. E tabi yani, ortamda bir farkımız olsun! Madem temsil olayı var ve çıkarsız, oldu mu en iyisi olmalı!.. Ülkemiz dünyanın en güzel ülkelerinden biri değil mi, e bu yaşadığımız ülke de ne denli güzel, bilen biliyor. Böylece iki güzeli bir araya getirmişken, bir de bunu güzel bir Çinli dansözle pekiştirmiş olduk. Helal!

fengniao-025

Fotoğraftaki güzel kızların boyu kısa, yani 1.70′in altı. Zaten tersi olsaydı moda gösterileri için podyumlarda olurlarlardı. 1.70′ın altı olanlar çoğunlukla fotoğraflar için modellik yapıyorlar… “Yani” diyorum “Çin’de profesyonel model istediğinizde bana başvuracaksınız artık. Hatta moda şovları için podyuma model isterseniz de bana başvuracaksınız. Fotoğraf ajansı, Fotoğraf kulübü, hatta ve hatta profesyonel reklam fotoğrafçısı isterseniz de, ne bileyim kameraman isterseniz de! Yani yaratıcılık ve ve sanatın birlikteliğini istediğinizde başvuru kaynağınız ben olacağım. Kısaca estetik işimiz! Bunu buraya yazıyorsak, bir günde yazmadık. Zamanla olur bu işler!

Çinli fotoğrafçılar güzel insanlar. Zaten sanatçı olunca kaynaşmak da hızlı oluyor. Çoğu zaman grup olarak çekimlere gidiliyor. Mekânlar genellikle Pekin’in kenar semtleri ve hatta başka eyaletler. Grup olarak gidildiğinde ucuza geliyor. Hem dostluklar kuruyorsun, hem de makinen hakkında yeni şeyler öğreniyorsun; yani bu işlerin yapıldığı her yerde olduğu gibi! Buradaki sanatçının sevdiğim tarafı zıpçıktılığının olmaması. Bu mesela bizde biraz çokçadır. Batılı olacak ya sanatçımız, benliğini, ruhunu, aidiyetini kısaca neyi var neyi yok hepsini satar ve tabi ortaya Türkiye ile alakası olmayan bir sanat çıkar. E, ulan Batıdaki adam ne yapsın senin sanatını, orada zaten o sanat var; sen ne diye tereciye tere satarsın ki! Ama Çinliler de bu yok işte. Onların genel olarak Batıya özenmek gibi derdi yok. Binlerce yıl eskiye dayanan bir uygarlık, oraya buraya neden özensin ki? O özenmenin aşırılığı ancak kendini yetiştirememişlerin işi.

Hatta ilginç bir gözlemimi de anlatayım. Bilen bilir: Japonlar mercek, fotoğraf makinesi vb konularda çok iyidirler. Hatta Eski Doğu Almanya da!.. Yahu Asya’nın gözünü seveyim: Bu etkinlik nedeniyle birçok firma da gelip minik birer stand açıp mallarını sergilediler. Öylesine güzel profesyonel fotoğraf makineleri ve aksesurları var ki. Ancak nerelerden? Gözlerime inanamadım. Buyrun: Filipinlerden, Malezya’dan, Tayland’dan vs. Yani Japonya değil sadece! Göreceksiniz ve buraya yazıyorum. Kulağınıza küpe olsun: Hani masaydı, ampuldü, merdivendi, tişörttü değil bunlar ha! Adam kalkmış en hassas olunması gerekende yani optik, mercek, fotoğraf makinesi, objektif gibi ürünlerde son derece profesyonel mal üretiyorsa; bu, o ülkenin bir gelecek planı olduğunu o plana göre iddialı yürüdüğünü gösterir. Hem de bakın çıtayı nereye yükseltip işe başlamışlar! Düşünün ve biraz anlamaya çalışın. Ben çok ama çok şaşırdım! Mesela, bilgisayarınız için hatta fotoğrafınızı depolayacak hard disc’lere ihtiyacınız mı var: 250 GB’lik bir iphone büyüklüğünde ya da daha büyükçe 500 GB’lik hard disc Malezya malı ve hem ambalajı, hem görünümü hem de kendisi son derece profesyonel… Kısaca; artık “Çin geliyor” değil! Çin’in önderliğinde Asya geliyor Asya!

Neyse uzamayayım. Çin’de fotoğrafçılık benden sorulur. Bu kadar… (Çok yakında sinemacılığı da ekleyeceğim buraya, az kaldı!)

Ama şimdi ben siz Türklerin aklından ilk geçen soruyu tahmin edebiliyorum, “acaba bu kızlar nü de çalışıyorlar mı?”

Aidiyetini satmışlardan ve büzüğü sıkmayanlardan farkın olsun; sorma!

0

韩雪梅 (ya da bir olimpiyat gönüllüsü), hatta “Çin’den Ne Öğreniriz-2” ve hatta “Olimpiyatlar”

bilet-056

Han Şüe Mei (Han Xue Mei) bir olimpiyat gönüllüsü. Pekin’e komşu Hıbei (Hebei) eyaletinden. Onunla kafamın tasının atık olduğu bir zaman sonrasında karşılaştık. Neyse ki güler yüzlü ve zeki biri. Onunla iletişim hızlı ilerleyince kafamın atık olan tarafı kısa sürede yerine oturdu. Kafamı attıran ise diğer olimpiyat gönüllülerinin yorgunluklarını bana yansıtmalarından ötürüydü: Şu olimpiyatların satılan son biletleri almak için akşamdan kuyruğa girenleri gidip haber yapayım dedim. Vay sen misin haber yapan? Üç beş gönüllüyü hacamat edecektim, hakikaten yırttılar… … devamı!

0

ÜLKE YÖNETMEK VE ORDU

dsc06268

Yazara sormuşlar: “Ölmekten korkuyor musunuz?” Şöyle yanıt vermiş: “ben varken ölüm olmuyor ve ölüm varken ben olmayacağım. Yani ölümle hiç birlikte olmayacağım. O zaman neden korkayım?” … devamı!