0
Başlık alengirli mi görünüyor? Memleketimizdeki son durumun anlam ve önemine de denk düşmüş oldu. Neyse, yazıya gireyim:
Nerde kalmıştık; “ben müşavirlikte o kadar az paraya çalışıyorsam mutlaka bir beklentim vardı”. Doğrusu ya aslında böyle düşünenlere kızmıyorum. Öylesi komik bir paraya çalışıyor olmak doğal olarak akıllara bunu getiriyor. Öyle ya da böyle “insanlık” bu konuda haklı. Ama yaptık bir hata, bedelini de ödedik yeteri kadar. Diyelim insanların düşündüğü gibi yapmış olaydım, yani “bütçeden biz de sebeplenelim” diye çalışmış olaydım. Sorumu yineliyorum: “Siz kızınızı kaça satarsınız!” Yani benim gibi iki minik kızınızın büyümesini göremiyorsanız, onlarla oynayamıyorsanız, baba-kız olamıyorsanız o zaman bunun karşılığında kaç paralık beklentiniz olur? Fiyat ne olur? Sizce ben bunun karşılığında ne kadar almalıydım? … devamı!
1

Konuya nereden girsem bilemiyorum ki: Ama heyecan artsın diye, alâkasız bir yerden gireyim: Arada bir draggontempo’nun teknik sayfasına girer bakarım. Teknik bilgilerden anlarım ki, dragontempo’ya tesadüf eseri internette kimi sözcükleri aratıp gelenler de olur. Mesela bu aralar belli ki öğretmenleri öğrencilere ders vermişler “olimpiyatların renkleri neyi temsil eder?”i aratıp, buraya düşüyorlar ya da ne bileyim “soya kıyması” bir süredir pek popüler, google’da soya kıymasını aratıyorlar, hooop buraya düşüyorlar. Ama allah sizi inandırsın, benim halkım nasıl oluyor da dragontempo’ya gelip giriyor tahmin edin!? İnternette en çok şu sözcükleri aratarak düşüyorlar: “Moğol kızları”, “Çinli kızlar” vs. Yani ben her yazının içine durup dururken “porno” gibi masum bir sözcükle başlayıp diğer tahmin edeceğiniz sözcükleri serpiştirsem var ya; ohooo, benim bu site demek ki tık rekoru kıracak. Şimdi neden bunu yazdım: Tahmin edin bakalım hangi yazı en çok tık ve yorum almış durumda ve halen de yorum alıyor. Hatta, haftalar geçti güncelliğini hiç kaybetmedi: Evet; Guangşi’deki şu “büyükler” için yapılan otel yazısı… … devamı!
5
(Bu yazı çoğunlukla Çin’de yaşayan Türkleri ilgilendiriyor, çat kapı gelen birisiyseniz, bu uzun yazıyla zaman harcamayın, zamanınıza yazık. Kimi Türklere söyleyecek bir çift lafım var. O nedenle bu yazıyı yazdım. Ama elbette “kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” kıvamındadır da!)
Soruyu, erkek çocuğu olanlara “oğlunuzu kaça satarsınız?” diye de sormuş olayım. İki kızım var ve o nedenle bu başlığı koydum; bu yazıyı okuyan her kimseniz, yaşayan en değerli varlığınızı bu soruya yakıştırın.
“Kızınızı kaça satarsınız?” sorusuyla karşı karşıyaysanız; hayatınızın dönüm noktalarından biriyle daha yüz yüzesiniz demektir. Vardır böyle yaşamın çatallaştığı zamanlar; mesela üniversite sınavında yapacağınız bir eksik ya da bir fazla soruyla hayatınızın akışının değişmesi gibi. Ya da piyangodan en büyük ikramiyenin çıkması gibi. Ya da sevdiğiniz iki insandan birini eş olarak seçeceğiniz zaman hayatınızın bambaşka mecralarda akması gibi! Başlıktaki soru, verdiğim örneklere pek benzemiyor. Ancak, acaba benzemiyor mu? Ya da aslında çocuğunuzu, eşinizi, annenizi, memleketinizi satıyorsunuz da siz satmadığınızı sanma yanılgısında mısınız? Yani bunun farkında mısınız? Halbuki size göre, satmıyorsunuz ve satmadınız da! Çünkü bu “satma” edimi karşınızda cisimleşmiş şekilde değil. Yani kapınıza gelmiş birisi elinde parayla sizin çocuğunuzu, eşinizi, memleketinizi satın almak için beklemez. Siz de böyle bir olayla karşılaşmadığınız için yani bu durum gözlerinizin önünde cisimleşmediği için satmadığınızı söylüyorsunuz. Ama öyle mi acaba? Bebeğinizi, çocuğunuzu satmıyor musunuz? Karınızı? Memleketinizi? Anne-babanızı? … devamı!
2
Yakında öğreneceksiniz, benden duyun: Kültür ve Turizm Bakanımız açıkladı ki yakında Şanghay’a da bir Kültür ve Tanıtım Müşavirliğimiz açılıyor. E, zengin ülkeyiz, o işi de yapalım tam olsun! Böylece Şanghay’da kültür ve tanıtım müşavirliği olmayan ülkeler çatlasınlar… Büyük ülke demekle büyük ülke olunmuyor, açtın mı işte böyle müşavirliği, gösterirsin büyüklüğünü alimallah… Budur, buyuzdur! … devamı!
14

Çin’de Türk turizmi patlayacak. Hesapta 1 milyon Çinli gelecek diye bekliyor bizim memleket. Hele turist getirme işini de beceremiyoruz sonra turist gelsin diye çalışıyoruz. Ama olmuyor ve paralar hep boşa harcanıyor. Ama Çin tarafı için bu olay artık bitmiştir. Şimdi tersine işleyen bir süreç başlıyor: Türkiye’den Çin’e, bırak yılda 1 milyon, 5 milyon Türk gelirse hiç şaşmam. O nedenle turizm şirketleri, rehberler, hava yolu şirketleri şimdiden çalışmaya başlasınlar, vallahi yakında paraya para demeyecekler. Neden mi?
Çünkü Çin’de tam Türk erkeğine göre bir otel açıldı da ondan. Otele Yetişkinler oteli deniliyor. İşte odanın fotoğrafı da yukarıda. Fotoğraftaki malzemeden ve odanın dizaynından sanırım bir fikriniz olmuştur. Otel Çin’in Guangşi Cuang (Guangxi Zhuang) Özerk Bölgesinde ve henüz 5 gün önce açılmış. Pekin’den Guangşi’ye direk uçak seferi elbette var. Sanırım uçak biletleri biraz artar haliyle, ama kimin umurunda! Biz Türkler orada en kısa zamanda bir Türk mahallesi kurarız diyorum. Artık bu otelin önünde seyyar arabada tatlı satmak isteyen Türkler bile Çin’e gidecektir, gelsinler tabi. … devamı!
0
Seyredin bu linki.
Alakası yok Çin’le Pekin’le
ama ne güzel yapmış vatandaş Ahmet
İçi ısınıyor o muhteşem kalabalığı görünce
“hep” diyor insan “hep böyle çoşkulu bir vatandaş-politikacı birlikteliği olsa”
Bak o zaman sırtımız yere gelir mi?
Kim tutabilir bizi.
Hadi aslanlarım, hadiiiii…..
(Siz de seyredin ve feyz alın):
eyyy-vatandaslarim
1
Tam düşman başına. İnsan 1 haftasını bilgisayarına fırmat atmakla mı geçirir? İşte o sabrı gösterdim alimallah. Değme bilgisayarcıdan daha iyi format atarım desem yalan olmaz. Neyse artık bugünden itibaren daragontempo’ya dönüyorum. Sıkça yazacağım alimallah. O kadar çok birikti ki. Bir sürü de söz vermiştim yerine getirmeyince de rahatsız oluyordum, şimdi utandırayım sizleri. Şu an gece yarısı ve ben artık son güncellemlerimi yapıyorum. Ama görüdüğünüz gibi burayı da ihmal etmiyorum.
Kalın sağlıcakla (ama bekleyin de!)…
0

Bu, bir önceki yazıya kısa bir eklemedir aslında. Sadece iki ülke arasındaki “nitelik farkı”nın daha iyi anlaşılmasına yardım edeceğini sanıyorum (ne yazık ki!).
Fotoğrafta bakınca elbette garip olan bir şey yok. Burada dört kişi var. İki bakan ve iki de çevirmen. Ama fark her iki çevirmende! İkisi de Çinli ve çok iyi Türkçe biliyorlar.
Soru şu: Peki Türkiye’ye bir Çinli bakan geldiğinde çeviri yapabilecek çok iyi Çince bilen iki Türk çevirmen var mı?
Ondan geçtim, hiç olmazsa bakan Tüzmen buralarda Türkçe konuşuyor da rezil olmuyoruz. Hani “ben biliyorum beah” diye İngilizce de konuşabilirdi. Konuşanlar çok da! Ülke olarak rezil olmaktan ben bıkıyorum, onlar bizi rezil etmekten bıkmıyorlar. Türkiye’den gelen bir Türk gazeteci arkadaşla da konuştum bunu. O bakanlarla oraya buraya gidiyor. O da dedi aynısını; “Rezil oluyoruz, rezil! Asya’daki Türk cumhuriyetlerine resmî ziyaretlere katılıp İngilizce konuşanlarımız bile var.”
Çinliler size de bunu soruyorlar mı ve kendinizi rezil olmuş, yerin dibine girmiş hissediyor musunuz? Bu soruyu ciddi ciddi sormalarıysa en can sıkıcı olan: “Sizin ülkenizde İngilizce mi konuşuluyor?”
3

Klasik bir gazete fotoğrafı değil mi? Ama değil! Bildiğimiz gibi fotoğraflar sadece o anı donduruyor ve bir televizyon görüntüsü gibi değiller. Ancak bu fotoğraf, görüntülü bir haber olsaydı dahi yine de anlaşılamayabilirdi. Şöyle ki:
Fotoğraftakilerden birini biliyorsunuz; Kürşat Tüzmen. Diğeri de Çin’in yeni sayılan Ticaret Bakanı ve adı Çın Dııming (Chen Deming). Her iki bakan ilk kez, iki gün önce Pekin’de buluştular. Karşılarında çokça Türk basın mensupları vardı ve biri de bendim! Çin basınından izleyen ise yoktu. Sadece bir genç Çinli arkadaş fotoğraf çekiyordu. Muhtemelen bakanlığın fotoğrafçısıdır. Belki bir yerlerde Çin’in resmi basın ajansından birileri de vardı ama biz görmedik. … devamı!
5
Olimpiyatlar yüzünden dragontempo’dan uzak kaldım. Ekmek parası n’aaparsınız, ancak eli kulağında, geliyor: Perde arkası gelişmeler, dedikodular, ne olup bittiler, yalanlar dolanlar, memleketi kandıranlar, kuşkonmaz ağacına ev yapanlar. Tümü tekmili birden yakında burada… Heyecanlanmadan bekleyiniz. Çünkü heyecan yazıların içeriğinde olacak. Daha neler olacak neler? Kahkahalar, sinir gazı bültenleri ve hatta yarışmalar. Eveeeetttt, muhtemelen bir de yarışmamız olacak. Yarışmayla kalsa iyi. Birbirimize de öğreteceğiz. Mesela “Nasıl vatandaş olunur?”, “Bir vatandaş olarak haklarımız nelerdir?”, “Neleri sorgulayabiliriz?”, “Bize sokarlarken, bunu nasıl engelleyebiliriz?” vs Daha hep böyle şeyler. Bekleyin ve görün!
Elbette bunlar sizlerin de katkısıyla olacak. Yoksa “ben yazdım ben okudum” olmasın, hayır olacaksa beni yormayın. Sırf siz vatandaşlarımla dayanaşabileyim, kaynaşabileyim, o bir yana sizler de diğerleriyle kaynaşın, bildiklerinizi paylaşın diye bunu yapıyorum. Daha ne yapayım? dragontempo olarak daha ne yapılsın? Ben şimdiden sizlerden öneriler bekliyorum. Yarın bile geç ama hemen şimdi! E, hadi… Budur…