180 yaşında!
- 17 November 2008
- Kategori: Çin'in girdapları
180 yaşında olan fotoÄŸraftaki “çay.” Bu çay, Çin’de yeÅŸil çaydan daha özenli içilen bir çay türü ve adı da puar cha (pu er) çayı. ÇoÄŸunluÄŸunun rengi bizim içtiÄŸimiz çaya benziyor ama bu çay ehil ellerden içilmezse, yani artık bizim memlekette de popüler olan, yeÅŸil çay yapraklarının olduÄŸu bardağın içine kaynamış suyu dökme ÅŸekliyle içilirse “bu ne biçim ÅŸey be!” diyip bir daha aÄŸza koymazsınız. İnsana kötü gelebilecek kokusu da cabası! Çin’de “harbi çaysever”lerin içtiÄŸi (hemen her Çinli bir çayseverdir) Çin çayı aslında sanıldığı gibi yeÅŸil çay deÄŸildir. İşte fotoÄŸraftaki gibi tarihi 180 yıl öncesine dayanan bir çeÅŸidini de gördüğünüz, “pu ar” çaydır. YeÅŸil çaydan taze olarak içildiÄŸinde tat alınıyor ama iÅŸte fotoÄŸraftaki gibi pu ar çayı ise böyle 180 yıllıkken de içiliyor. Zaten ÅŸekli ÅŸemali de farklı. Mesela atletizmin atma dalındaki “disk” ÅŸeklinde paketleniyor. ÇoÄŸunlukla bu pu ar çay disk ÅŸeklinde bastırılarak paketleniyor. Bu yazıya hareketlilik getirmek için ve uykulu yüzleri açmak için de şöyle bir ekleme yapayım: Bazı paketlenmiÅŸ pu ar çayını kafanıza atsam yarılır oluk oluk kan akar; yani öylesi bir şekil ÅŸemal veriliyor. Koca koca sütunlar ÅŸeklinde ve bilmem ne aÄŸaçlarının kalın yapraklarıyal sarılıyor ve depolanıyor vs.
Ben sizler için (daha önce de “kendim için bir ÅŸey istiyorsam namerdim” demiÅŸtim sanırım) pu ar çayın tüm türlerini teker teker tadıyorum. Bugün tattığım “DoÄŸu Güzeli” adı verilen pu ar çay ÅŸimdiye deÄŸin en beÄŸendiÄŸim pu ar çayı oldu. Dün de Tibet’in 4 bin 500 metre yükseÄŸinde çok kısıtlı yetiÅŸen bir pu ar çayın tadını sevmiÅŸtim. Çin’de bölgeden bölgeye yetiÅŸen çay çeÅŸitleri var. YetiÅŸtiÄŸi bölge, hangi ustalarının elinden ne türden bir iÅŸlemeyle geçip çay masasına geliÅŸi, kaç yıllık olduÄŸu vb nedenlerden ötürü Çin’de özelikle de bu pu ar çayın çok çeÅŸidi var. Günde 4-5 pu ar çay çeÅŸidi tadıyorum, hepsi gerçekten farklı tatlar… Umarım gün olur, bu tatları sadece ben deÄŸil, ülkemde çayın her türlüsünü seven çayseverler de tadarlar. Tatmak bir yan “çi”yi (chi) de hissederler. Ve umarım gün olur, kafam dingin, keyfim de yerindeyken sizlere çay hakkında bilmediÄŸiniz ve hiç duymadığınız bilgileri, öyküleri vs çok çok uzun yazarım. Ama bu ne zaman olur ben de bilmiyorum (vallahi “arkası yarın” gibi bile olmadı, “arkası meçhul” oldu, idare edin artık ÅŸu kulunuzu)
Çay bir yana, günlerdir bir konuya baÅŸlayıp yarın bırakıyorum ertesi gün baÅŸka bir konuya baÅŸlayıp yine bırakıyorum ve haliyle bir türlü tamamlayamıyorum. Artık hangisine nasıl sıra gelir, hangi yazıyı ne zaman nasıl yazarım da buraya postalarım ben de bilemiyorum. YavaÅŸ yavaÅŸ… Çay içme dinginliÄŸinde, özümseyerek, acele etmeden… DeÄŸil mi ama…
(Åžunu yazmada bitirmeyeyim; Çinliler’de çay kültürü tahmin edeceÄŸiniz gibi handiyse Çin tarihiyle baÅŸa baÅŸ gidiyor. Çinliler için çay içmek bir tür ibadet; çayı sadece saÄŸlık, keyif vs nedenlerden deÄŸil dinlenmek, sakinleÅŸmek, yani “çi” için içiyorlar. Ancak çayda bildiÄŸiniz gibi tein var. Yani kafein, nikotin vs gibi tein de bir uyarıcı. Teini artık biliyorsunuz, uyku da açar, gözleri de açar, her ÅŸeyi açar. Peki nasıl oluyor da uyarıcı içildiÄŸi zaman insan dinginleÅŸiyor, “çi” olabiliyor? İşte bu muammayı anlayabildiÄŸim, sorularımı sorup tam yanıt alabildiÄŸim zaman size bunu hemen yazacağım, söz!)
