0

Moğol müziğine devam

mogolistan-3-223

Ne yazık ki Moğolistan’da ırkçılık var. Kaçınılmaz sonuç! Keskin bir kapitalizm ve sömürünün olduğu yerde bu tabi kaçınılmaz. Ancak bu ülkede ırkçılığı azdıran o kadar çok neden var ki! Mesela en başta kiliseler ve kiliselerle birlikte varolagelen NGO yani Türkçe’siyle “Sivil Toplum Kuruluşları” adı altında cirit atan batılı ajanların kalabalığı: Bunlar Moğolistan’da inanılmaz çoklar. Düşünün, ülkemizin toprak genişliğinin iki katından 4 bin metrekare daha büyük bir alanda sadece 2.9 milyon insan yaşıyor (ki bu rakam biraz abartılı da olabilir) ve bunun 1 milyon civarı başkent Ulan Batur’da. Ancak sadece başkentteki kilise sayısı ise 380 adet! Valla yanlış okumadınız, rakam doğru. Beri yandan Pekin’de bile olmayan Irish Kafeler, Amsterdam Kafeler, şık İtalyan restoranlar vs vs. Hepsinde ful müşteri ve çoğu da yabancı. Ancak fakirlik ve pespayelik her yerde. Hükümet diye bir şey yok. Şimdi bu denli çok ajanının kol gezdiği bir yerde ırkçılık patlamasın da ne yapsın. Zaten ben bu Soros ve onun çocuklarının ortalıkta gezinen veled-i zinalarını görünce ırkçılığın tanımının tekrar yapılması gerektiğini savunuyorum. Yahu, adam bu piçlerden ülkesini koruyacak ama koruyamıyor. Zamanında bu piçlerin abileri ülke karışıkken yasaları değiştirtmiş ve yasalar şimdi Moğol’un (Burada Moğol diyorum ama siz onun yerine, Gürcistan, Türkiye, Ukrayna vs gibi ülkelerin vatandaşlarını da koyabilirsiniz) lehine değil tam tersine o ajanın lehine! Ne yapsın zavallı Moğol ülkesini korumak için?.. Eh işte bizim Moğol da yabancı gördü mü basıyormuş sopayı. Valla şimdi bu okumuş halimle kalkıp adam dövmeyi savunacak halimiz yok tabi de ama görünen köy de kılavuz istemiyor işte. Az buçuk sosyoloji okumuş olarak bu işin neden-sonuç ilişkisini kurmak hiç de zor değil.

Neyse ki bu ırkçılık biz Türkler için geçerli değil. Oradaki tüm Türkler rahat. Türküm deyince akan sular duruyormuş. Aynı kan olunca sorun yok! Nihayetinde kaderlerimiz de hep aynı olmuş. Tam tersine nerede Türk’üm desem pek hoş karşılandım. Hele birisine “Türküm” deyince sarılıp beni kucaklayıverdi (cinsiyeti ne yazık ki erkekti). Ama yine de adam içten kucakladı valla. Bir üniversite öğrencisi de Türklerin Kubilay, Cengiz, Temuçin gibi adları kullandığını ve buna şaşırdığını söylemesi de ilginçti. Ben de ona “valla, biz Türkler de Cengiz Han’ın Türk olduğunu iddia ediyoruz” deyince daha da şaşırdı. Akıllı bişiye benziyordu, bu konuşmamızdan sonra muhtemelen gidip kitap falan karıştırır.

Neyse en aslında bunları yazmayacaktım. Yazacağım şey müzik. Ben oldum olası müzik eleştirilerine kılımdır. Yani o eleştirmen denilen kişinin işi odur ve o albümü eleştirir. Yahu bir kere sen yüzde yüz doğru bile yazsan ben onu okuyorum, benim duymam lazım. Duymadığım şeyi sen gelip eleştiriyorsun ve kişileri yönlendiriyorsun. Hasstir ordan! Bu olmaz. Yanlış…

Şimdi işte aşağıya alıp kopyaladığım müziği nasıl olacak da sen bana anlatacaksın kardeşim. Mümkün mü? Yahu adamlar müzik yapmamış insanı öldürmüş be. İnanılmaz bir ses ve melodi. İnsan dinledikçe dinleyesi geliyor. Böyle güzel müzik olur mu yahu. Adamı çıldırtıyor alimallah. Gel de dinleme bakayım. Sen bu müziği dinleyip bir de beğenmemezlik falan edersen karşıma falan da çıkma, yüzünün ortasına geçiriveririm yumruğu.

Bu kadar…

Müzik aşağıda ama bir adet. Diğerlerini sindire sindire teker teker sunacağım. Yok öyle hepsini birden buraya alıp koymak.

Dinleyin bakalım:

mandul-han

Mesaj Bırakın!