“Çorak topraklarda hiçbir şey yetişmez” yalanı ve efsanenin bir an için gerçekle buluşması…
- 9 October 2008
- Kategori: Orhun Yazıtları

Bu fotoğraftakiler ne madem? Hâlâ yetişiyorlar. İşte size Moğol steplerinde yetişenler. Bunlar hâlâ bozkırlarda yetişiyorlar. Bunların varoluşlarına bir tür bilinmezlik de denilebilir. Yani UFO hikâyeleri gibi, işte fotoğrafta da gördüğünüz gibi uçsuz bucaksız topraklarda birden ortaya çıkıveriyorlar, bozkırların içinden yürüyüp geliyorlar ve işte aşağıdaki fotoğrafta da gördüğünüz gibi geldikleri gibi yine steplerin içine doğru kaybolup gidiveriyorlar.
Onlar biraz sessiz sedasız ve bir anda olup bitebiliyorlar. O anı yakaladınız yakaladınız, yakalayamadınız bir kent efsanesi olarak hep anlatılageliyorlar. Ama ne şanslıyım ki ve sizler ne şanslısınız ki işte ben o anı fotoğraf makinemin deklanşörüme basarak yakalamış oldum. Sizler de gözlerinizle görmüş oldunuz.

Görün ve atalarımızın atası Cengiz Han’ın neden taa Avrupa içlerine kadar gelip fetihler yaptıktan sonra yine o çorak topraklara döndüğünün nedenini de anlamış olun. Haksız mıydı Cengiz Han? Yaaaa…. Atalarımızın neden Asya’nın o çorak topraklarından çıkamadığını işte böylece öğrenmiş oldunuz.
Ve aslında binlerce yıllık tarihî geçmişimizin aslında kısa gerçeği işte bu derece de basittir.
(NOT1: İlk fotoğrafta en sağdaki bilinmezin hemen arkasında, yani cipin hemen arkasında görünen uzaklarda kalan ve silik bir biçimde duran bir duvar sırası var. O duvar bizim meşhur Orhun Yazıtlarının çevrildiği yeni duvardır. İşte fotoğraftaki bilinmezler de oralardan geliyorlar. Böylece neden Orhun Yazıtlarının burada olduğunu ve neden bizler için bu denli önemli olduğunu da artık böylece anlamış oldunuz… Ne gizem ama değil mi? Vallahi ne yalan söyleyeyim, ben de o gizemin içinde bir süre kalakaldım. Ama meslek yanım ağır bastı da yine sizler için bir anlık da olsa bu kareleri çekebildim. Hani benim Dünya Pulitzer Fotoğraf Ödülüm?)
(NOT2: Biliyorum, ters ışık, mers ışık ama napacaksınız o an için? Çinkü onlar güneşin doğduğu yerden doğru geliyorlar. Eeee, “ex oriente lux” yani sitemizin de başlığında olduğu gibi “Güneş Doğudan Yükselir” diye boşuna demedik; işte bir ispatı daha!)
(NOT3: Yani allah sizi inandırsın, işte böyle geldiler ve böyle de gittiler ya! Orada o tarihî ana şahit olan diğer Türkler bu bilinmezleri görünce kendilerini verdiler kımıza verdiler kımıza. Bu arada biz kımızı yanlış biliyormuşuz bu arada! Alkollü bir şey değil bu kımız. At sütünün ekşimişi. Adına da ayran demişler ve hakikaten tadı da aynı ayran gibi. Böylece bizim ayranın adını nereden geldiğini de böylece öğrenmiş oldunuz. Valla şu dragontempo’da öğrettiklerimin karşısında bana artık bir reklâm verirsiniz de sizlerden de biraz gelir etmiş olurum. Hak etmiyor muyum ama!)
(NOT4: İşte ben de onların elinden az da olsa o alkolsüz ayranı içmiş oldum -bkz. aşağıdaki fotoğraflar-. Alkolsüz malkolsüz işte beni çarptı tabii ki. Halime baksanıza, yaka bağır, saç baş, yaka kartı vs orada burada çarpılmış bir haldeyim. Pişmiş Kelle gibiyim valla. Zaten çarpılmayayım da ne yapaydım. O gizemin içinde ayran vs. Vallahi de billahi de o steplerde çarpılıyorsun!)


Arkadaş orda olaydık ta biraz da biz çarpılaydık..Sen hacı olmuşsun hocam ! Türklüğün merkezine, doğduğu topraklara ayak basmışsın,atalarının ruhlarıyla buluşmuşsun elbette çarpılırsın. Hacca gitmişlerin ruh hali sinmiş üzerine, nur gelmis yüzüne. Bir de meleklere rastlarsan tabii kayar şakül!Gel face bookta bir site oluşturalım adını da ‘Harbi Türk Tekkeye Mekke’ye değil Orhun’a Ötüken’e gider!’koyalım.