Ningşia Helal Gıda Fuarının helalliği
- 15 September 2008
- Kategori: Yinçuan

Küçük eyaletin büyük adımları. Eyaletin adı Ningşia (Ningxia) Hui Özerk Eyaleti. İç Moğolistan’ın hemen altında kalıyor. Aynı zamanda bol komür madeni kazalı Şaanşi (Shaanxi) ve Gansu eyaletleriyle de çevrili. Eyalet kurak. Çin’in ortası ve batısı bildiğiniz üzere fakir. Ama işte fakiriz deyip sırt üstü gelip yatmıyorlar. Sırt üstü gelip yan yatmayı yapanlar Türkiye’nin doğu bölgesinde olanlar. Çünkü ABD onlara, Türkiye’deki maşaları eliyle ”siz iş yapmayın, sırt üstü gelip yatın. Size iş vermeye kalkarlarsa istemeyin, devlet size bakmakla yükümlü. Onlara ‘devlet bize baksın’ diye haykırın. Göreceksiniz öyle de olacak. İş yapanların işlerini bozun, tahrip edin. Çevre illerden kendini bilmezler gelip toprak ekip, tarım yapmak vs isteyeceklerdir. Ertesi gün gece yarısı gidin ekinlerini tahrip edin” vesaire vesaire diyor. Gidin bakın Türkiye’nin doğusuna bunun böyle olduğunu göreceksiniz. Çünkü ABD Türkiye’nin doğusuna, yeraltı kaynaklarına geçen yüzyılın başından itibaren göz koymuş durumda. Daha doğrusu zamanında ABD-İngiltere ikili emperyalizminin çizdiği sınırların miadı dolduğu için artık Ortadoğu’da yeni hareketlenmeler başladı. Buna Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) deniyor. Başbakan Erdoğan da “ben bu projenin eşbaşkanıyım” dedi zaten. Türkiye’deki bu hareketlilik de kendisini Ergenkon operasyonuyla gösterdi; yani BOP’un Türkiye’deki uzantısının adı Ergenkon oldu. Eskiden Gladio denirdi. Gladio tüm dünya çapında deşifre olunca kendisine yeni ad buldu. Ad bulmaktan kolay ne var ki. Haliyle Türkiye’de, ABD’nin bu operasyonunu bozmak isteyen ve hayatlarını bu savaşa adayan yurtseverler içeriye atıldı. Cahiller, korkaklar, işbirlikçiler, gözü açık körler, hainler, parayla satın alınanlar ise ABD-İngiltere cephesinde yerlerini aldılar. Türkiye’deki (aslında dünyadaki) savaş işte şimdi bu. Sağ-sol, laik-laik değil, Alevi-Sünni, Kürt-Türk vs karmaşalarının aslında koca bir yalan olduğu da ortaya çıktı. Şimdi her şey “ABD-İngiltere emperyalist cephesinin yanında olmak” ile “Avrasya cephesinin yanında olmak” sınırına geldi dayandı. Aslında başından beri verilen savaşım da buydu, gerisi yalandı. Yalancının mumu yatsıya kadar yandı ve gerçek savaş net olarak belirginleşti. Bundan sonra artık herkes safını seçecek, ortalarda, gri, bulanık bölgelerde dolaşamayacak. Ne güzel akla karayı göreceğiz. Mesela “sen” de bu yazıyı okuyan bir kişi olarak safını seçeceksin; “no way”…
Ningşia’daki fuarsa ilginç. Adı Ningşia Uluslararası Helal Gıda ve Ticarî Mallar Fuarı. Dünya çapında 150 milyar dolarlık bir pazar; öte beri değil yani. Haliyle bizim ülkemizde “helal” mal gıda üretilir. Ve ülke olarak kendimizi Asya ile Avrupa arasında bir köprü olarak görürüz. Bunu da herkes söyler. Ama bu söylemden bir adım ileriye gidilmez. Bunun böyle olduğu bu fuardan da belli oldu. Gelip helal mallarını tanıtsalar ya ama göt yemiyor işte! Yoksa ülkemizde “helal” üretmiyor muyuz?

Hani Müslümanız ya! Hani Asya ile Avrupa arasında köprüyüz ya! İşte bunların böyle olmadığı sadece lafta olduğu yine bu fuarda da belli oldu. Taa Güney Amerika ülkesi Şili’den bile fuarda stand açan varken, Türkiye’dense hiçbir resmi yetkili, kurum, iş adamı vs yoktu. Ama İran’dan, Pakistan’dan, Malezya’dan vs vardı. Stand açan ülkeler de vardı. Resmi temsilci göndermiş olanlar da vardı (bunların sembolik anlam taşıdığına da dikkat çekeyim; yani fuarda “var olmak” için gelmişlerdi).

Bizim ise yani ülke olarak kapasitemiz olamadı. Aslında bir gizilgüç (potansiyel) var hem de güçlü bir gizilgüç var ama işte o gizilgücün önde gidenleri Ergenekon lafıyla içeriye atıldılar. Ne zaman içeridekiler dışarıya çıkacak işte biz de Türkiye olarak bu helal fuarda yer alacağız.

Fuarın açılışı bildik görkemli Çin açılışları gibiydi. Büyük bir kalabalık, dünyanın her yerinden insanlar, dünyanın her ülkesinden medya vardı. Fuarda sadece helal gıda ve İslamî mallar değil, uluslararası kaşmir fuarı ile Batı Çin’e Özgü Tarım Fuarı da vardı.
Bu yıl Ningşia eyaletinin kuruluşunun 50′inci yılına da denk gelince eyaletin merkezi Yinçuan’ı (Yinchuan) daha da heybetlendirmişler.
Kıskanılacak ve imrenilecek durum şu: Hesapta bu eyalet küçük, fakir, ortalarda kalmış. Ama gidin de görün; geniş caddeler, temiz otobanlar, yeraltı maden zenginlikleri her an gün yüzüne pırtlayacakmış gibi başlatılan projeler vs. Çin’i ilk kez gelen bir insan mecburen ”burası fakirse zengin eyalet nasıl ki” der.
Elbette onların ülke içinde ABD eliyle yönlendirilen maşaları olmadığı için kalkınma hızında hep ileriye gidiyorlar. Biz ise bu fuara bile gelemiyoruz. Zaten gelmiş olsaydık ABD maşasıyla burada olacağımızdan ötürü ters bir durum ortaya çıkardı. Yani doğal süreç işlemşi ve bu fuara gelmemişiz.
Bundan sonraki fuara olur muyuz, bakacağız artık. Şimdiden işte bir yılımız var!

Fuar alanı dışında ve fuar içinde asılı Türk bayrağı da vardı. Bayraklar; ya standı olan ülkeleri ya da resmi bir temsilci gönderen ülkeleri temsil ettiler. Ancak Ningşia’daki tek Türk bendim. Gazeteci olarak orada olduğumdan ötürü Türk bayrağı göndere çekilmişti. Onlar da bunu bildiklerinden doğru kişiyi davet etmişlerdi. Doğru yerdeki doğru kişiydim… Helal bana!
Vize veriyorlar mı ki gelelim?
Şaka bir yana amerika vs yanına bir neden de ben ekleyeyim. Türkiye’de kimsenin teşviklerden haberi yok ve masrafa girmek istemiyorlar. Bilmiyorlarki devlet ithalat fuarlarında çoğu masrafı karşılıyor. ha çoğu zaman bilseler de işe yaramıyor çünkü bu işle görevli bazı şerefsiz arkadaşlar gelenleri boş gönderiyor. Var olan bir şeye, yanlış duymuşsunuz yok öyle bir şey diyorlar. Kendinden eminsen ya da adamı zorlarsan haa evet öyle bir şey vardı diyorlar.
Tabi bu anlattıklarım gelmemek için yeterli bahane değil. Kimse masrafını karşılamasa da sen ticaret yapıyorsan riski göze almak zorundasın. Ha bir de vize almak zorundasın
levent bey bizi çinde temsil ettiğin için teşekkür ederim.çinde yapılan işleri türkiyenin yapabileceği işleri tespit edib çözüm bulmak araştırmak sizin gibi sosyal kimseden beklenir.ne yazıkki türkiyede acun gibi tümü plaj muhabbetiyle geçen program reyting kırıyor.tekrar size çok çok teşekkür ederim.