0

Olimpiyatlara az bir süre kala…

pekin-2008 

Yazamıyorum, herkesi Pekinsiz ve Çin’siz bırakıyorum. Hiç bana yakışmıyor! Ama napalım olimpiyatlardan ötürü yine Türk medyası tarafından aranır olduk. Bundan önce bir de Sıçuan depremi sırasında aranmıştık. Neyse ki bu sefer ki diyaloglar, ölüm kalım değil de spor üzerine. Yani “light”! Aşağıdaki yazıyı Hürriyet gazetesinin seyahat ekine göndermiştim. Haliyle bir “edit”ten geçmiş durumda. Dokunulmamış haliyse aşağıda. İsteyen buradan, isteyen ise Hürriyet’in şu sayfasından okuyabilir:

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/9573805.asp?gid=56&sz=8153

Pekin’deki insan sayısında ciddi bir azalma var. Trafik neredeyse yok. Yeni metro hatları var. Hava kirliliği neredeyse bitti. Güvenlik önlemleri fazlasıyla arttı. Boynunda olimpiyat kartları taşıyanlar artık kentin her köşesindeler.

Bunlar Pekin’in ilk göze çarpan özellikleri. Kenti çiçeklerle bezeme Çin’in ve Pekin’in vazgeçilmezi. Sokağın orta yerinde saksılar içerisinde bırakılan çiçekleri her gördüğümde “acaba bunları İstanbul sokaklarına koysalar sabaha çıkar mı” diye düşünürüm. Televizyonlar durmaksızın çevre düzenlemesini, temiz hava koşullarını, çevredeki fabrikaların kapatılmasını haber yapıyor. Doğrusu öyle! Pekin’e ilk geldiğimde sokaktan evin içine giren kirli hava, Kadıköy Yoğurtçu Parkına inen yolun üzerindeki evime giren pis havanın aynısıydı ve bazen uyumak mümkün olmuyordu. Ancak Pekin bu kirli havayı hızlı bir şekilde bertaraf etti. Yine de hava kirliliği Pekin’in başını ciddi olarak hâlâ ağrıtıyor ve yabancı sporculardan “yarışmayabilirim” şeklinde direkt ve dolaylı tehditler alıyor. Bense ciddi olarak ilk kez Pekin’de böylesi bir temiz havaya şahit oluyorum. Arabalarda tek-çift plaka uygulaması da var. Temiz havanın diğer nedeni de gece yarısı 12′den sonra kent içerisine giren iş kamyonlarının tamamen yasaklanması. Havaya yayılan partiküller yerine temiz hava solumak ne güzel! Bu pembe günler olimpiyatlar sonrası da devam eder mi?

Olimpiyatlar için Türkiye’den sporcu sayısı kadar da yetkili geliyor. 1 sporcuya 1 yetkili düşecek gibi. Burada 120 küsur insanla temsil edileceğiz ve bu rakam belki de iki ülke ilişkilerinde ilk kez böylesi yüksek rakam olacak. Bu rakamın bilimciler, sanatçılar gibi diğer önemli disiplinlerde sürüp sürmeyeceğini göreceğiz. Doğrusu Türkiye bu konuda Çin’den daha ileri ve hiç olmadı bizim Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bir müşavirliğimiz var. Ama buranın işe yaradığını söylemek zor. Bakanlık kontrollü 5-6 yıllık müşavirliğin reklam vermekten öte yaptığı elle tutulan bir etkinliği yok. Zaten 1.33 milyar nüfusluk Çin’de yapılan reklamın neye hizmet ettiği de başka bir konu. Dert, bakanın önüne gelecek dosyadaki Çinli turist sayısının yüzde kaç artıp artmadığı. E, artmıyor da! Kısaca nitelik değil tamamen rakamsal nicelik üzerine kurulu ilkel bir bakışla, Türkiye bir Çinli için oralarda bir yerlerde bir ülke olmaktan öteye gidemiyor. Halbuki iki ülke arasında inanılmaz bir derin tarih geçmişi ve bunun getirdiği perdesi açılmamış muazzam birikim var. Bunu harekete geçirecek vizyonu olan birikimli projeler hayata geçirilebilse Çin’de bir Türkiye rüzgârı estirmek içten bile değil. Osmanlı İmparatorluğu’nun, hem de yıkılma sürecinde yani 1900′lü yılların hemen başında Pekin’de bir üniversite açtığını hemen hiç kimse bilmez. Ülkemiz Çin’de, dünyadaki 200 küsur ülke içinde reklama para ayıran tek olma sıfatını kimselere bırakmıyor. Ancak o reklam bütçesinin tamamını Sıçuan depremi sonrası Türkiye Dostluk İlkokulları yapmak için bağışlasaydı bunun karşılığını Çin’den çok ama çok fazlasıyla alırdı. Çin’de, çöküş dönemindeki Osmanlı kadar bile değiliz!

houhai-150

Peki ama ya sanatçılarımız nerede? Çin’in sanatta yaptığı inanılmaz atılımın sözcükleri buraya sığacak gibi değil. Ülkemizdeki en baba sanat okullarından biri olan Marmara Üni. Güzel Sanatlar Fakültesi, Alman Bauhaus ekolündendir ve endüstriyel sanat üretimi diye iddialı bir sıfatı boynuna asmıştır. Ancak mezunu olduğum bu okul ne yazık ki sanatın “sanat evrenseldir” düsturunu göz ardı etmiş durumda ve başta Çin olmak üzere Asya’da hiç yok! Ben bunu çok rahat görüyorum. Çünkü yanılmıyorsam bu ülkede sanatçı sıfatı taşıyan ve yaşayan tek Türk benim. Havalimanı kapısından giren her Türk’ü yan gözümle de olsa görüyorum ama içeriden ne yazık ki sanatçı çıkmıyor. İşte Bauhaus’un en mükemmel örneğini sunan Pekin’deki devasa 798 tüm dünya tarafından bilinir ama ne yazık ki ülkem tarafından hâlâ bilinmez. Şimdi okulumu kınamayayım da ne yapayım? Bu eski fabrikalar bütününde zamanında Çin’in bir önceki Cumhurbaşkanı Ciang Zemin de (Jiang Zemin) işçi olarak çalışmış. SSCB destekli kurulmuş bu alanda “gizli” işler üretiliyormuş. O nedenle adı yok ve 798 rakamıyla biliniyor. İlginç olansa hâlâ fabrikalarda işçilerin çalışıyor olması; kısacası sanat işçileri ile emek işçileri aynı yerde ter döküyorlar.

798043

798′de fabrikaların dışında, kafeler, restoranlar, galeriler, kitapevleri, şık dükkânlar sayısız. Çin’de hemen her yıl Rusya, Fransa, İspanya, Yunanistan vb bir ülkenin yılı ilan ediliyor ve hepsi en az birkaç etkinliğini burada dans, sergi, performans, tiyatro vs için mutlaka kullanıyor. Bakanlığımızdan gelen aklı başında bir müdürle burayı gezmiştik. Gerçekten o da çok beğendi ve “burada bir Türk kültür merkezi açılır ve diğer tüm yabancı elçiliklere hem nal toplatılır hem de fors atılır” diye karar alındı ve hatta o müdür uğraştı ama sonrası şüiciao (Çince “uyumak” demek!)

Çinliler burayı tamamen yıkıp olimpiyat köyü yapmak niyetindeymiş ama Çinli sanatçılar kazan kaldırıp bu alana yerleşmişler. 798′deki sanat anlayışı doğrusu hiç de Çin hükümetinin haz edeceği tarzda değil ama yine de sanatçıları gram rahatsız etmiyor. Yakın zamana kadar sadece sanatçıların bildiği bu mekâna artık turist otobüsleri bile gelmeye başladı. Havaalanına gidiş yolu üzerindeki 798′de tam bir gün harcamak içten bile değil.

Kent merkezinden en fazla 20-25 dakikalık taksi yolculuğuyla 798′e gelinebilir ancak gelecek yıl için Pekin’e geleceklere alternatif bir yer de eski Pekin’de açılıyor. Bu sanat bölgesi de daha çok sinema dünyasının merkezi olacak. Burası gazete haberinden öte henüz bilinmiyor ve bir hutong bölgesinde kurulacak. Eski Pekin dedim çünkü bir Pekinli için ikinci çevre yolunun dışı Pekin değildir. Bu eski Pekin’i Pekin yapan en büyük özelliklerden biri de hutonglardır. Pekin’e özgü bu evler turistlerin “gidilmezse olmaz” yerlerindendir. Üç tekerlekli turistik fayton benzeri pedallı çekçeklerle bir hutong turu hem keyifli hem de oldukça ucuz. Hutonglar aslında eski İmparatorluk Sarayı yani bildik adıyla Yasak Şehrin etrafına kümelenmiş olan Pekinlilerin evleri. “Sıradan insanların evleri imparatorun yaşadığı yerden yüksek olamaz” diye de hemen hepsi tek katlı. Hutonglar ikinci çevre yolunun içinde her yerde var. Çoğu yıkılmış hutongların en güzelleriyse Houhai denen gölün etrafındakiler. Houhai’ı ilginç kılansa tam bir eğlence merkezine dönüşmesi. 10 küsur yıl önce sadece bir barın olduğu Houhai’da şimdi neredeyse 24 saat açık olan sayısız bar, kafe, restoran, çayevi, alış veriş dükkânları var. Houhai’ı diğer mekânlardan daha ilginç kılansa buranın Çin mimarî tarzını korumuş olması ancak batının barını, kafesini ve restoranını da hazmetmesi.

houhai-092

Hutongların en ünlü olduğu yerlerden biri de bu satırların yazıldığı günün hemen ertesinde yayalara açılacak olan Çienmın (Qianmen) bölgesinde. Çin klasik mimarisine göre kurulan Çienmın caddesi çok uzun zamandan beri restorasyon nedeniyle tamamen trafiğe kapanmıştı. İstanbul’daki “İstiklal Caddesi”ndeki gibi tramvayı da ünlü. Ancak “olimpiyatlara kadar bitecek” denilip bitirilemeyen yerlerden birisi de burası oldu. Çünkü ana caddenin arkasındaki yerlerin etrafı yüksek perdelerle hâlâ kapalı ve inşaat devam ediyor. Görünen o ki inşaat olimpiyatların bitiminden sonra başlayıp bahar aylarına kadar sürecek.

qianmen1

Çienmın, meşhur Tienanmın (Tiananmen) meydanının tam güneyinde kalıyor. Bu caddenin onlarca özelliği var ve en bilinenlerinden biri de Pekin Ördeği. Pekin’e gelen hemen her dünya liderinin gittiği ve tattığı Çüencüdı (Quanjude) Pekin Ördeği Restoranı da yenilendi. Restoranın bir şubesi de bir metro istasyonu batıda kalan Hıpingmın (Hepingmen) durağının hemen arkasında. Her ikisi de en eski ve sadece Pekin içerisinde toplam dokuz adet Çüencüdı restoranı var. Kendi ördeklerini kendileri üretiyorlar. Ördekleri pişirdikleri taş fırınlar halka açık ama ağza tat veren lezzetlerin harmanlandığı mutfak bölümüyse gizli ve yasak.

pekin-ordegi-060

Tienanmın ile Yasak Şehrin ortasından geçen ve kenti kuzey-güney olarak ikiye bölen Çang’an (Chang’an) caddesi üzerindeki Vangfucing (Wangfujing) caddesi Pekin kadar meşhur. Yasak Şehrin bir metro durağı doğusunda kalan bu caddeyi Pekin’e günübirlik gelenler bile bilir ve burada yok yok! Ancak buradaki alış veriş merkezlerindeki fiyatlar çoğunlukla pazarlıksız ve oldukça yüksek. Buradan doğuya doğru dört metro ilerideki Yong’anli istasyonundaki meşhur İpek Market, gidilmezse Pekin’e gelinmiş olunmayan bir merkez: Çatır çatır pazarlığın sürdüğü, kaça alırsanız alın başka bir dükkândan daha ucuzunun mutlaka alınacağı kesin olan tüm markalar ve hediyelik eşyalar işte burada. Yasak olmasına rağmen halen kimi markaların taklitlerini bulmak pek de zor değil. Yine de buradan alınan bir malın ederi, size o malın kaçıncı gün elinizde kalacağını da bir anlamda söylemiş oluyor. Burada satıcı kızlarla yapılan “pazarlık olayı” Pekin turizminin akıllardan silinmeyecek bir faaliyetidir. İpek Market’in yanından kuzeye doğru 10 dakika yüründüğünde The Place adıyla yeni lüks alış veriş merkezine varılıyor. Buradaki son derece lüks “her şey” bir yana, dünyanın en büyüğü olduğu iddia edilen dev ekranın ışıltılı dünyasını görmek için akşam karanlığını beklemek lazım. İpek Market benzeri bir çarşının adı da Cennet Tapınağı’nın doğu kapısı tarafındaki Hongçiao (Hongqiao). İpek Pazarının alt katında ayakkabı bölümü meşhurdur, Hongçiao’nun da hemen arkasındaki Oyuncak Pazarı! Benzeri bir diğer çarşının adı da Yaşov (Yashow) ve burası Batılıların en yoğun olduğu İşçi Stadyumu bölgesindedir. Ancak burada da Yaşov’un pek yakında gözden düşmesine neden olacak alışveriş merkezleri arka arkaya açılmaya başladı. Yaşov’un hemen yanında eskiden barlarıyla meşhur olan Sanlitun denilen cadde de yakında alışveriş merkezleriyle bilinir olacak. Yine de caddenin güneyden kuzeye doğru sağ tarafında kalan barlar Batılıların en çok bira tükettikleri merkezlerden. Ancak buraya en büyük rakip ise zaten meşhur olan İşçi Stadyumunun çevresi: Stadyumun içi zaten son derece lüks restoran ve diskolarla biliniyordu. Şimdi dış kısmını çevreleyen yerlerde Batının eğlence merkezlerini aratmayacak yerler açıldı ve açılıyor.

798′de değil ama bu alışveriş merkezlerinde mutlaka bir Türk’e rast gelirsiniz. Ancak hem yabancı hem de Türk’e rast gelmeyeceğiniz bir yerse kentin kuzeybatı tarafında kalan Congguantsun (Zhongguancun) caddesi üzerinde yine arka arkaya açılmış olan lüks alışveriş merkezleridir. Buradakilerin doğu tarafındakilere göre bir diğer özelliği fiyatlarda abartıya kaçılmamasıdır. Yeraltındaki Carrefour’un güney kapısının hemen karşısında açılan yeni alış veriş merkezinde, Çin’in Hollywood’a kadar gitmiş hatta İstanbul’da bile film çekmiş olan ünlü film yıldızı Jackie Chan’in kafesi de var. Çok şubesi yok ve diğerleri yanılmıyorsam Singapur ve Hong Kong’da. Lakin Congguantsun Pekin’de silikon vadisiyle ünlüdür. Çok fazla katlı ve çok fazla sayıdaki binaların içinde yine pazarlığın bolca yapılabileceği yerlerde akla gelebilecek her türlü elektronik malzeme vardır.

houhai-142

Ağır bavulların içinde kitap değil de haliyle giyecek ve hediyelik eşya olduğunu bilen THY ise haklı olarak bagaj kilosu fazlasını sizden talep edecektir. Onca ucuza aldıklarınız neredeyse Türkiye’dekiyle aynı fiyata gelecektir… Çin’e kültür, sanat ve spor (mesela Taici, Kung fu) için de gelmeniz dileğiyle!

Levent Uluçer/Pekin

leventulucer@dragontempo.com

Mesaj Bırakın!