叶晨 (ya da kısa bir “çay”)
- 21 July 2008
- Kategori: portreler

Çay ustası! Çin’de ilk kez iki yıl çay eğitimi aldığını duyunca bırakmadım! Daha önce 3 ay, 6 ay eğitim alanları duymuştum ama “iki yıl” beni gerçekten şaşırttı. Daha da şaşırtan şu: Haliyle 2 yıl eğitim deyince çayın ekiminden, büyümesinden, toplamasından tut da çay seremonisine kadar her şeyi biliyordur sandım ama öyle değilmiş işte! Çayın ekiminden, toplanmasından vs hiç anlamıyor. Demek ki Çin’de ayrıca çay ziraat okulu da var! Yie Çın (Ye Chen) 2 yıl boyunca, “çay servisi nasıl yapılır”, “çay takımları nedir ve ne nedir”, “çay içerken ne türden müzikler dinlenir”den başka, Hulusı, Guucın, Diizı adlı üç klasik Çin müziği enstrümanını çalmasını, dans etmesini ve şarkı söylemesini de öğrenmiş. Bu dansın elbette göbek dansı gibi bir şey olmadığını söylememe bilmem gerek var mı! Yukarıda saydıklarımın tümü çay ile ilgili. Ve 2 yıllık bu çay eğitimi sadece işin şov tarafıyla ilgili olanı. İşte size bu örnek bile Çin’de çayın ne denli derin bir kültür olduğunu göstermeye yetmeli… Peki, bunları biliyor muydunuz; “ülkemizde içilen çayın Çin’den geldiğini”, “çay sözcüğünün Çince olduğunu” ve bizim de deliler gibi içtiğimiz (ne de olsa Asyalıyız) “çayın ülkemizdeki tarihî geçmişinin aslında henüz 80 yıllık olduğunu?” Yaaa!
Olimpiyatlar sağ olsun, işe yaramaya başladı! Olimpiyatlar bildiğiniz üzere tamamen reklam üzerine kurulu: Ülke reklam yapıyor, madalyaları alanlar reklam yapıyor, o sporcuların ülkeleri reklam yapıyor, şirketler sponsor oluyor reklam yapıyor vs vs. İşte reklam yapmaya soyunmuşlardan biri de Çin’den bir çay şirketi. Olimpiyatları izleyecek olan gazeteciler için açılan basın merkezinde Çinli bir çay şirketi gelip küçük bir çay odası açmış ve çok da iyi yapmış. Çin’de hemen her çay evinde görülebilecek bir sistemin minyatürü burada da var işte! Fırsat buldukça buraya sık sık gidip çay içmeyi umuyorum. Yie Çın ile de burada karşılaştım. Dört güzel kızdan biri. Lâkin tek İngilizce bilmeyeni ama işte içlerindeki tek profesyonel de o! Bu basit örnekten de anlaşılacağı gibi kendi değerine sahip çıkanın İngilizce’ye ihtiyacı olmuyor.

Sağ olsun diğer kızlar bana çeviri yaptılar. Hep farklı duyduğum için çay seremonisini hemen sordum. Üç ayrı uzunlukta çay seremonisi varmış; biri 3-5 dakika, diğeri 10 dakika diğeri ise ortalama yarım saat sürüyormuş. Halbuki ben daha uzun olduğunu sanıyordum ama sanırım o Japonların çay seremonisi! Çın, 20 yaşında. 9 yıllık ilkokul eğitiminden sonra babasının da isteğiyle çay okuluna gitmiş. Çin’in Fucien (Fujian) eyaletinin Vu İi (Wu Yi) bölgesinden. Bu bölge özellikle çay konusunda uzman ve ünlü bir bölge. Zaten şirket de bu dört kızı seçerken hem bu bölgeden hem de eğitim almış olmalarına özen göstermiş. Diğer 3 kız kısa süreli çay eğitimden geçmişler. Onların burada bulunmalarının ana nedeni İngilizce eğitim alıyor olmaları. Ama işte, hem yetiştiği yer hem de aldığı çay eğitimi, Yie Çın’ı bu çay evinde diğerlerinden farklı kılıyor.
Basın merkezindeki bu çayevi yeni yeni yerleşiyor. Sormadım ama muhtemelen de ilk oturup çay içen gazeteci de ben olmuşumdur. Hâlâ daha masalar geliyor, çay takımları geliyor vs. Şirketin dekorasyon olarak kullandığı kimi aksesuarlardan da anlaşılıyor ki güçlü bir çay şirketi. Konumunu da Fucien olarak ayarlamış ki böylece büyük bir şirket olmaması için zaten geriye başka bir neden kalmıyor. Fucien eyaleti Tayvan adasının tam karşısındaki eyalet. Ben bu şirketin sahibinin Tayvanlı birisinin olabileceğini de sanıyorum. Çünkü Tayvanlı iş adamlarının özellikle de tam karşı kıyıda olması nedeniyle Fucien’de inanılmaz yatırımları var. Bir televizyon programında Tayvanlıların Fucien’de çay yatırımları olduğunu da duymuştum. Çin hükümeti de zaten Tayvanlılara ana karada yatırım yapmaları için oldukça iyi teşvik veriyor. Aslında Tayvan adası bu nedenle ana karaya ekonomik olarak çoktan bağlanmış durumda. Tayvanlıların ana karada inanılmaz yatırımı var ve bu da Tayvan’daki bağımsızlık yanlılarının en büyük can sıkıntısı. Çin, tıpkı Makao ve Hong Kong gibi benzer sistemi Tayvan’la da kurmak istiyor. Makao ve Hong Kong dışişleri ve savunma konularında tamamen Çin anakarasına bağlılar ama diğer konularda bağımsızlar. Bu iki özerk bölgenin ana karaya tam olarak bağlanması 50 yıl sürecek. Çin bu sisteme “İki Sistem, Tek Ülke” dedi ve oldukça başarılı gidiyor. Ama Tayvan’ın arkasında ABD var ve alttan alta hâlâ Tayvan’ın en büyük destekçisi ve sorun da bir türlü çözülmek bilmiyor.

Geçen yıl Fucien’in kıyı kenti Şiamın’a (Xiamen) gitmiştim. Kıyıdan kıyıdan arabayla giderken birden löp diye koccaman harflerle “Tek Ülke İki Sistem” yazısı karşımıza çıktı. Yazılar Tayvan’a doğru! Ama işte ne bir küfür var, ne bir saldırı! Çin bu koca harflerle savundukları, zaten diğer iki özerk bölge tarafından kabul edilmiş, dünyaya da sunduğu bir sistemin Tayvan için de geçerli olmasını dile getiriyor. Neden bunu yazdım? O yazıyı birden bire görünce yaşadığım başka bir benzer örneği anımsadım. Zamanında U2′nun Selanik konserini izlemek için (o zamanlar U2 bugünkü gibi kapitalizmin kucağına “tam” oturmamış ve ABD’nin götünü yalıyor değildi) İstanbul’dan otobüslerle Yunanistan’a gidilmişti. Selanik yoluna doğru, o zaman da aynı Şiamın gibi kıyıdan giderken, bir burnu döner dönmez karşımıza kocaman bir Kıbrıs adası panosu çıkmıştı. Kıbrıs’ın KKTC bölümü kırmızıya boyanmış ve bu kırmızılıktan güneye doğru kan akıyordu. Otobüsün içinde bir uğultu halinde çok doğal olarak herkes “oooo” çekmişti; yorumlar, konuşmalar vs. Yunanistan hükümeti böyle bizim gibi Türkiye’den gelenlere böyle “hoş geldin” diyordu!.. İşte ABD’nin desteklediği ülkeler ile bir konuya itiraz eden ülkelerin benzer şekillerdeki itiraz edişlerindeki nitelik farkı! ABD ile içli dışlı olunca bundan daha doğalı yok!
Laf lafı açtı! “Çin’de Çay”dan Kıbrıs meselesine böyle mi geçiş yapılır? Aslında bu çay konusu tamamen ayrı. İleride, çayla ilgili yazılar biriktikçe çayı ayrı bir konu yaparım. Anlayacağınız “çay” Çin’de ayrı bir satır olabilecek kadar fenomen. Fakat son bir bilgi, önemli bir bilgi: Çin’de çay demek Çinliler için sağlıklı bir içecek demek. Bizim çayımız bildiğiniz üzere fermantasyondan geçiriliyor. Yani sağlık yönü düşük. Çin’deyse çay çeşitlerinin hepsi birer ilaç! Çinliler için çay sağlıktır. Biz Türkler içinse çay keyiftir. Ama işte inanın çayımızın yerini bu yeşil çay ölse tutmaz. Zaten bundan dolayı biz binlerce geçmişi olan yeşil çayı almamışız da, ne zaman fermantasyon denilen şey gelişmiş ve çaya lezzet gelmiş işte o zaman, yani ancak 75-80 yıl önce çay içmeye başlamışız. Biz Türkler gerçekten ne keyf düşkünüyüz!!!

This is great info to know.
Thanks,
But it looks you understand Turkish also. Great!