申景婷
- 27 June 2008
- Kategori: portreler
Adı Şın Cing Ting (Shen Jing Ting). Türkiye’de olsa Kayserili derdik. Daha öğrencilik yıllarından adam olacağı belliydi. Bilgisayardan satışa başlamıştı. Bilgisayar oyunlarını Pekin’den alıp başka eyaletlerde yaşayan meraklı gençlere satıyordu. “Nasıl sana güveniyorlar?” demiştim. “Biri diğerine referans oluyor, o da yetiyor” demişti.
Pekin Halk Üniversitesinde İş İdaresi okudu. Fakir bir aileden geliyor ama o öğrenci haliyle ailesine bile para gönderiyordu. Daha ilginci üniversite yurdunda değil de okul civarında tuttuğu büyük bir evde bedava ve para kazanarak yaşıyordu. Aynı ev içinde sanırım 10 kadar kız öğrenciyle birlikte kalıyorlardı. Ting Ting (Çin’de genelde böyle de oluyor, ad iki kere yinelenerek söyleniyor ve bir tür bizdeki Ayşecik’in -cik eki gibi bir şekle bürünüyor.) ev sahibinden evi peşin para vererek bir yıllığına kiralıyor. Ondan sonra evin içindeki yatakları ve odaları teker teker başka öğrencilere kiraya veriyor. Böylece kendisi özel bir odada kalırken diğer odalardaki yatakları başka öğrencilere kiralayarak hayatını bir güzel idame ettiriyordu.
Çinlilerin ikâmet etme şekli işte biraz böyle. Yani bir ev içerisinde birçok kişi kalıyor. Bu bir tür zorunluluk. Burada ev kiralamak hatta oda kiralamanın ötesinde “yatak” kiralamak var. İki hatta üç katlı raozalar bir odanın içerisinde olabiliyor. O nedenle bir evin içerisinde 10 belki çok daha fazla insan kalıyor. Dile kolay 1 milyar 330 milyon insan yaşıyor bu ülkede ve “yer” sorunu hiç bitmeyecek. Evet, Çin’de gecekondu yok ama ben bu öğrencilerin ve insanların kaldığı yerleri çok gördüm, o nedenle bizim gecekonduları bu türden yaşam yerlerine göre cennetten birer köşe diye tanımlayabilirim.
Üniversiteler her öğrenciye üniversite içerisindeki yurtlardan bir yatak veriyor. Yani üniversitelerde öğrenci nüfusu kadar yatak da var ama haliyle kurallardan ötürü kimi öğrenciler yurtlarda kalma yerine üniversite çevresindeki evlerde kalmayı tercih ediyorlar. Bu ev talebine, üniversitenin resmi öğrencisi olmayıp parayla aynı üniversitede okuyan öğrencileri de eklenince sayı daha da artıyor ve mesela yüksek eski bir Çin apartmanının içerisinde yüzlerce öğrenci kalıyor. Bu ülkede asansörler bizdekinden daha çok öter. Yani asansörlere o kadar çok insan biner ki asansörler otomatik olarak insan kapasitesinin üzerinde olduğu uyarısını yapar. O nedenle bu apartmanların asansörlerini ne inerken ne de çıkarken hiç boş görmezsiniz.
Ben tüm bunlara biraz da “hiçbir kaynak israf edilmeden sonuna kadar yararlanma” diye bakıyorum. Yani; üniversitenin resmî öğrencileri haricinde bir de parası olanları da eğitim sistemine katma, kiralık evlerde 1 kişi yaşamayıp 10-15 kişi yaşama, bir odayı tek kişi değil iki yatakla ve hatta ranzayla değerlendirme, asansörlere insan kapasitesi ne kadarsa o kadar binme vb. İlginç ama Çin işte bu!
Nihayetinde tüm öğrenciler aynı ev içerisinde kalabalıkla yaşamaya sadece bir kaç yıl katlanacaklar sonra onlar da zenginleşme yolunda koşuşturmaya başlayacaklar. Zaten bu kalabalığın bir iyi tarafı onları çok çabuk sosyalleştirmesi; bir taşla birkaç kuş vurmak bu olsa gerek!
Ting Ting’in halası onu Avustralya ya da Singapur’a yüksek eğitim için göndermek istiyordu ama o da bu tür olanaklara yanaşmayanlardan biri çıktı. Pek istemedi, “bakalım, belki” diyordu ama yurtdışına gitmedi. Üniversitesi bitti ve Pekin’de kaldı. İletişim halindeydik ama uzun zamandır görmüyordum. Onu en son gördüğümde uzun zamandır birlikte olduğu erkek arkadaşıyla bisikletleriyleydiler. Emlâk işini artık iyice geliştirdi. Çin’de emlâk sektörü belki de en ileri sektör. Öyle ki henüz birkaç yıl önce yabancı ekonomistler dahi Çin’i emlâk sektöründeki bu aşırı büyüme karşı önlem almaya çağırdı ve emlâk sektörünün Çin ekonomisini ısıttığı uyarısını yaptılar. Çin önlemlerini aldı, bu sorun ortadan kalktı ama emlâktan para kazanma durmadı.
Ting Ting erkek arkadaşıyla artık güzel bir evde kalıyorlar. Çok eminim, bisikleti gelecek yıla kadar bırakacak ve kendisine bir araba alacak. Tesadüfen Peter adlı bir Macar arkadaş da yanımdaydı ve o da ev arıyordu. O, şimdi Peter’a da ev bulacak ve Çinli müşteri portföyüne yabancı da eklemiş olacak. Kazancı oldukça iyiymiş ve plan yapıp bi ara evlenecekler. “Evlilik hediyesi olarak ne istersiniz, para mı hediye mi?” sorusuna yanıtı gülerek şöyle oldu “bir Çinliye sorduğun soruya bak, elbette para.”

